ŞUBE BAŞKANIMIZIN 5N1K GAZETE RÖPORTAJI
19 Temmuz 2018, Perşembe

FETÖ ASIL ADAMLARINI GİZLİYOR

Sağlık Sen Bursa Şubesi Başkanı Gökhan Yünkül Bursa 5N1K Gazetesi’ne çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. 15 Temmuz’da Türkiye’nin gücünü keşfettiğini söyleyen Yünkül, “Biz bu güçle 12 Eylül, 27 Mayıs ve 28 Şubat’ta yaşanan darbeleri de durdurabilirmişiz” diyor.  15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından sağlık camiasından 4 bin kişinin görevinden alındığına dikkat çeken Yünkül, FETÖ ile mücadelenin yeterli olmadığını ve FETÖ’nün asıl adamlarını hala gizlediği konusunda uyarılarda bulunuyor. 

 

Sağlık-Sen çok büyük bir yapıya ve önemli oranda üye sayısına sahip büyük bir sendika. Biz sizden Sağlık-Sen’in yapılanmasını anlatmanızı rica ediyoruz. Ayrıca Türkiye’de yeni bir yönetim sistemine geçildi. Sağlık sektörü açısından seçim sürecini değerlendirebilir misiniz?

15 Mayıs verilerine göre Bursa ve Sağlık-Sen Üniversitesi şubemizle birlikte 7736 üye sayısına ulaştık. Bu veri, Sağlık-Sen’in her sene büyüdüğünü ve üye sayısının arttığını gösteriyor. Bize destek veren üyelerimize, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarına teşekkür ediyoruz. Geçtiğimiz dönem hem yetkili sendikanın tespit edilmesi hem de ülkemizi ilgilendiren seçim sürecinin yaşanması açısından önemli bir süreçti. Seçimler, Türkiye için önemli olduğu gibi kadar dünya açısından da kritikti. Çünkü bu seçim, Balkanlardan Orta Asya’ya, Afrika’dan birçok Müslüman coğrafyaya kadar önem arz ediyordu. Yaşanılan seçim de bu açıdan kritikti. Birçok kişi seçim için aday oldu. Biz hem Sağlık-Sen hem de Memur-Sen teşkilatı olarak adayların söylediklerini dinledik. Vaatlerini, planlarını öğrendik. İşin gerçeği Cumhurbaşkanı adaylarının bazılarından yakışıksız sözler duyduk. Bazı adayların gerçekçi olmayan ve hala 90 lı yılların siyasi vaatleri ile seçmen karşısına çıkması garipti. Bizler teşkilat olarak kararımızı verirken istikrardan yana tavrımızı koyduk. Ülkemizin 16 yılda geldiği yeri görmemezlikten gelemezdik. Cumhurbaşkanımız hariç diğer adaylar yapılanları durdurmaktan ve yıkmaktan bahsetti. Bizler yeni Türkiye’yi inşa edecek kadroları görmek istediğimiz için tercihimizde Cumhurbaşkanımızdan yana oldu. İnşallah yeni sistem ülkemiz için hayırlı olur.

Siz bir sendika başkanı olarak bu sistemin neler getireceğini anlatabilir misiniz?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurulması konusunda biz Sağlık-Sen ve Memur-Sen Sendikası olarak destek vermiştik. Bu konuyla ilgili şöyle bir gerekçemiz vardı. Biz memurları temsil eden bir sendika olarak onların sorunlarını yakın takip ediyoruz. Bundan 20 yıl öncesinde yaşadığımız koalisyon dönemini net bir şekilde hatırlıyorum. Yaşı daha genç olan kişiler o dönemi pek hatırlamıyorlar. Koalisyon döneminde yaşadığımız en büyük sorun ekonomikti. Çünkü bir taraf diğer tarafı başka bir yöne çekiyordu, istikrar sağlanamıyordu ve yatırımlar gerçekleşemiyordu. Yatırım yapacak kişiler yurt dışına gidiyorlardı. Bürokrasi çok ağır işliyordu. Ülke içerisinde ekonomik bir sorun yaşandığında ilk olarak memurlar etkileniyordu. Çünkü biz devlete bağlı bir şekilde çalışıyoruz. Örneğin; 1999 yılında Marmara Depremi yaşandığında memurların maaşı toplanan yardım paralarıyla ödenmişti. Koalisyon dönemlerinde ülkenin düştüğü durum ortadaydı. 2003 yılında Ak Parti Hükümeti dönemi başladıktan sonra hükümetin sağladığı bir istikrar oluştu. 90’lı yıllarda bir doktorun ya da hemşirenin aldığı ücretle şimdi aldıkları ücret arasında önemli bir fark var oldu. Çıta her geçen gün yükselmeye devam etti. Alınan ücretler yeterli olmadı elbette ama istikrarlı bir ülke olursak bunun yukarı doğru seyredeceğini gördük. Biz yeni sistemden istikrarın olmasını bekliyoruz. Yani yarınından emin olduğumuz bir ülkede yaşamak istiyoruz.

Herkesin temas ettiği ve şikâyet ettiği ağır bir bürokratik yapımız vardı. Memurların iş güvencesiyle alakalı yani sözleşmeli devlet memurluğu statüsüne geçirilmesiyle ilgili Çalışma Bakanlığı’nın bir açıklaması olmuştu. Devlette iş güvenliği olmayacağını söyleyen Çalışma Bakanlığı’na karşı çıkmıştık ve “memurun iş güvencesi kırmızı çizgimizdir bunu tartışmayız” demiştik. Eğer siz devlette sözleşmeli bir yapı kurmak istiyorsanız bunu yapacağınız yer devlet memurları değildir. Müsteşar, Genel Müdür, Daire Başkanları gibi birçok birimde görev yapan kişiler sözleşmeli olabilir. İktidar ile gelip iktidar ile gidebilirler. Çünkü onlar koordine ediyorlar, proje üretiyorlar, yol haritasını onlar belirliyorlar. Devleti yöneten bürokrasidir ve bürokratlardır. Bu yüzden bürokraside sözleşmeli yaklaşım olabilir. Ancak memur için bu kabul edilemez. Bundan sonra devleti siyasetin yönetip yönetmeyeceğini göreceğiz. Eğer o eski bürokratik yapı siyaseti tekrardan teslim alırsa, yeni sistemin hiçbir anlamı kalmayacaktır. Devletin artık daha profesyonelce yönetilmesi gerekiyor. Zaten Bakanların atamalarına baktığımızda da Cumhurbaşkanı’nın biraz daha profesyonelliğe doğru gittiğini, siyasetten daha farklı bir yapı kurduğunu görüyoruz.

FAHRETTİN KOCA SEKTÖRÜN SORUNLARINI BİLİYOR

Sağlık Bakanlığı görevine Fahrettin Koca’nın getirilmesini bekliyor muydunuz?

Birçok bakanlık gibi Sağlık Bakanlığı bizim için sürpriz oldu. Çünkü ismi geçen kişilerden biri değildi. Fahrettin Koca, özel hastane işletmecisidir ve Bursa Teknik Lisesi’nden mezun olmuştur. Bursa ile böyle bir bağı bulunuyor. İnşallah gönül bağı da devam ediyordur. Ülkemiz ve Bursa’mız için hayırlısı olur. Hem kamu hem de özel sektörde görev yapmasından dolayı sağlık sektörü açısından faydalı olacağını düşünüyorum. Fahrettin Koca, sosyal medya üzerinden yaptığı ilk açıklamada hemşirelerin, eczacıların ve doktorların sorunlarını bildiğini ve sorunların çözümü için gece gündüz çalışacaklarını söyledi. Bu açıklama, sağlık personeline bakış açısı anlamında önemliydi. Çünkü sağlık çalışanlarının bir çok sorunu Sağlık Bakanlığı’nın sağlık çalışanlarına bakış açısından kaynaklanıyor. Biz bu yeni sistemle problemlerin çözüleceğine inanıyoruz.

Birçok meslek grubu insan odaklı çalışıyor ama sağlık ve eğitim çalışanlarını farklı bir noktada görüyorum. Çünkü bu iki meslek grubu bilgi satıyor ve insan odaklı çalışıyor. Bu sebeple bu iki meslek grubunda çalışan kişiler moral ve motivasyon açısından yüksek olması gerekiyor ki verdiği hizmet kalitesi artsın. Eğer bir sağlık çalışanı evinde ekonomik problemler yaşıyorsa, nöbet saatleri yüksekse, çalışma saatleri fazla olduğu için ailesine zaman ayıramıyorsa, burada ciddi bir hizmet kalitesinin çıkmasını bekleyemezsiniz. Burada sistemi öyle bir oluşturmalısınız ki tepeden aşağıya kadar her şey adil olmalıdır. Ekonomik ve özlük hakları noktasında kimsenin kafasında soru işareti olmamalıdır. Sağlık çalışanlarının iş yükü altında ezilmesine müsaade edilmemelidir. Vatandaşın sağlık çalışanlarına şiddet uygulamasına asla izin verilmemelidir.

HASTANE İDARELERİ SADECE KENDİ GÜVENELİĞİNİ SAĞLIYOR

Sağlık sektöründe yaşanan şiddet sorunlarının çözülmesiyle ilgili çalışmalar devam ediyor mu? Bu sorunun önüne nasıl geçebiliriz?

Sağlıkta şiddet olayları oluyor ve bir türlü bu sorunun önüne geçilemiyor. Sanki hastalara doktorları dövebileceğine dair bir hak teslim edildi. Ben sendika başkanı olarak hastanelerde sürekli şiddet olayları ile karşılaşıyorum. Burada sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlayacak olan hastane idaresidir. Ancak hastane idaresi sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak yerine kendi güvenliğini sağlıyor. Sağlık çalışanlarının çalıştığı birimlerde güvenlik görevlisi yokken, başhekimin kapısında üç kişi görev yapıyor. Şayet Başhekim kendi güvenliğine gösterdiğin ihtimamı çalışana göstermiyorsa, çalışandan da bir şey bekleyemez. Çünkü kendini çalışanla aynı kategoride görmüyor. Halbuki onlar mesai arkadaşıdır ve neticede aynı kurum için çalışıyorlar. Zaten idarecilik görevi biten kişi, görev sonrası devlet memuru olarak muhtemeldir ki aynı yerde çalışacak. Ancak bugün görüyoruz ki birçok idareci görevi bıraktıktan sonra aynı hastanede çalışamıyor. Çünkü çalışanlara bakacak yüzleri kalmıyor. Artık devletin, bürokrasinin ve idarecilerin çalışan odaklı olması gerekiyor. Biz sendika olarak idareciler için somut başarı ve başarısızlık kriterlerinin belirlenmesini ve başarısız olan yöneticilerin yöneticilikten alınması fikrini benimsiyoruz.

FETÖ İLE MÜCADELE YUKARINDAN AŞAĞIYA DOĞRU OLMALI

15 Temmuz’un yıl dönümü geldi. Sistemi bu açıdan yorumlarsanız mesajlarınızı alabilir miyiz?

15 Temmuz gününü hatırladığımız zaman yüreğimiz cız ediyor. Biz o gün Türkiye’nin görüp görebileceği en büyük ihaneti gördük. Ülkece büyük bir travma yaşadık.  Nacak biz o gün Türkiye’nin gerçek gücünü de bir kez daha gördük. Biz bu güçle 12 Eylül, 27 Mayıs ve 28 Şubat’ta yaşanan darbeleri de durdurabilirmişiz.

28 Şubat’ta başörtüsüyle ilgili sorunlar yaşandığı zaman, ben üniversitede öğrenciydim. Rektörlüğün önünde başörtüsü için eylem yapıyorduk. FETÖ’cüler ise abilerinden ve ablalarından gelen talimatla başörtülerini çıkarıp okula girdiler. Bu sefer başörtüsünü çıkartmayan ve onlara destek veren öğrenciler üzerinde yönetimin baskısı oluştu. Çünkü “bakın onlar çıkarıyorlar siz niye çıkarmıyorsunuz” dediler. Devlet bu yapıyı nasıl bu kadar küçümsedi anlamış değilim. Halbuki bu küçümsenecek bir yapı değildi. Biz sıradan vatandaş olarak bu yapının farkındayken, devletin istihbarat örgütlerinin bu sorunu görmemeleri bana tuhaf geliyor. FETÖ ile ilgili bir temizlik yapıldığı bir gerçek ancak bu yapı o kadar kolay ortadan kaldırılamayacaktır. Çünkü devlet bu temizliği aşağıdan yukarı doğru yapıyor. Halbuki yukarıdan aşağı doğru yapmalıdır. Asıl işi yürüten adamlar elini kolunu sallayarak yurt dışına kaçtılar. O adamları yakalamak için çalışan ekibin başındaki kişinin bile FETÖ mensubu olduğu ortaya çıkıyor. Tüm bunları düşündüğünüz zaman, uğraştığınız terör örgütünün nasıl bir örgüt olduğu rahatlıkla anlaşılıyor.

Sağlık çalışanları arasında FETÖ yüzünden kaç kişi görevinden alındı?

Sağlık camiasında yaklaşık 4 bin kişi görevinden alındı ama temizlik tam olarak yapılamadı. Hala bu örgütle ilişkisi olan kişiler bulunuyor. Ben FETÖ ile mücadelenin doğru şekilde yapıldığını düşünmüyorum. FETÖ ile iletişimde olan, örgüt yöneticisi durumunda olan kişiler teker teker serbest bırakılıyor. Bu durumda ben bu mücadeleye nasıl güveneceğim? Ben haksızlık yapalım demiyorum elbette. FETÖ’cülerin en iyi yaptığı şeylerden biri sapla samanı bir birine karıştırmak. Bunu Ergenekon davalarında gördük. Ben Ergenekon davalarında darbe yapmaya niyetli bazı gurupların olduğuna inanıyorum ama FETÖ’cüler bu kişiler ile masum kişileri bir birine karıştırarak kendi örgüt elemanlarının önünü açtı. Bu dava sürecinde sapla samanı birbirine karıştırdılar ve işine geldikleri gibi kullandılar. Bu adamların en profesyonel olduğu konu bu olduğu için, masum kişileri de FETÖ’cü göstermek için ellerinden geleni yaparak bir çok mağdur oluşturmaya çalışıyorlar. Böylece bu mağdur olan kişilerin arasında kendileri de girebilecek ve adamlarını gizleyecekler. Bylock programı kullandığı iddia edilen binlerce insan ile ilgili işlem yapıldı. Ama sonra görüldü ki bunların önemli bir kesimi mağdur. Buna dikkat edilmezse, gerçek FETÖ’cülerin ayıklanması için gayret edilmez ve olur olmadık iftiralara göz yumulup masumlar bu işin içine sokulursa bu örgütten kurtulmak kolay olmayacaktır.

Hükümet yeni sistemle birlikte yeni göreve gelecek kişileri ve tüm kadroları FETÖ yapılanmasına değmeyen kimliklerden oluşturmayı hedefliyor. Bu sistem bu açıdan makul değil mi?

Sistem bu açıdan makul ve doğru. Ancak buradaki kritik soru şu gelen kişilerin kripto olup olmadığını nasıl bileceksiniz. Benim kafamdaki soru işareti budur. Kripto diye tabir edilen örgüt elemanlarının tespit edilmesi kolay olmuyor. Bakın 15 Temmuz’da vurulup yaralanan ve gazi madalyası alan bir subay daha sonra FETÖ’cü çıkıyor. Bu insanların tespit edilmesi noktasında ciddi bir çalışma yapılması gerekiyor. Alt kademedeki kişilerden daha ziyade örgüt yöneticilere odaklanılması gerekiyor. Çünkü at izi ile it izini bunlar birbirine karıştırıyor.  Bu konuyla ilgili ümitsiz olduğumu söyleyebilirim. Maalesef biraz ağır ilerliyor ve kimin nereye sızdığı tespit edilemiyor. Masumların arasına alçakların girmeyeceğinin garantisi verilemiyor. Bu sebeple ayıklanma doğru yapılmalı ve masumla gerçek suçluyu gerçek anlamda ayıracak donelerimiz olmalıdır. FETÖ üyeleri halen devlet içerisinde varlar ve yurt dışından yönetiliyorlar. Bakın hala devlet memurluğundan atılan kişilere FETÖ’nün yardım ettiği duyuluyor, konuşuluyor.

BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE SEÇİME GİDİYORUZ

Sendikanızın seçim sürecine başladınız. Sağlık-Sen’de nasıl bir seçim ortamı olacak?

Bizim dört yıllık süremiz doldu. Sağlık-Sen’de Beşinci Olağan Genel Kurulu’muz olacak. Delege olmak isteyen üyelerimizle ilgili gerekli duyurularımızı yaptık ve delege seçimlerimize başlayacağız. 25 kurumda delege seçimi gerçekleştireceğiz. İlk seçimimizi Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaptıktan sonra her gün başka bir kurumda delege seçimleri yapacağız. 9 Eylül tarihinde de Olağan Genel Kurulumuzu gerçekleştireceğiz.

Seçim sürecimiz şeffaf açık bir şekilde teşkilatımız ve üyelerimiz ile birlikte yürütüyoruz. Delege olmak isteyen arkadaşlarımızın başvurularını aldık. Başvuruda bulunan herkes demokratik olarak hakkını kullanıyor. Başlayacağımız seçim sürecinde üyelerimiz de demokratik haklarını kullanarak kendilerini temsil etmesini istedikleri delegelere oy verecekler. Ciddi bir birlik ve beraberlik ile seçime gidiyoruz. Bugüne kadar sendikamıza emek veren tüm teşkilatımızla birlikte güzel bir atmosfer oluşturduk. Sağlık-Sen Bursa Şubesi olarak tarihinin en güçlü birlik ve beraberliği ile seçime gidiyoruz. 7.736 üyemiz içerisinde herkes başkan olarak adaylığını koyabilir. Delegemiz, teşkilatımız kimi başkan olarak takdir ederse başkanlığı yürütür ve herkes seçilen başkanın etrafında kenetlenir. Olması gereken de budur. Seçim sürecimizin birlik ve beraberlik içerisinde geçmesi için çalışan teşkilatımızın emektarları temsilcilerimize de ayrıca teşekkür ediyorum. Hayırlısıyla demokratik bir ortamda delege seçimimizi tamamlayıp, 9 Eylül’de kongremizi yapacağız. Tüm dostlarımızı, üyelerimizi demokrasi şölenimiz olan kongremize bekliyorum.

EK ÖDEMELERDEKİ ADALETSİZLİĞİN KALKMASINI BEKLİYORUZ

Yeni kongreyle birlikte yol haritanızı nasıl belirleyeceksiniz?

Bursa’da yapılması gereken ve Ankara’da takip edilmesi gereken işlerimiz bulunuyor. Sağlık Bakanı’nın kamu dışından gelmesinin avantajları ve dezavantajları olacaktır. En önemli avantajı objektif olması ve herkese eşit bir şekilde yaklaşmasıdır. Dezavantajı ise devleti tanımaması sebebiyle bazı sıkıntılar yaşayabilir. Öncelikle Sağlık Bakanımızdan çözüm beklediğimiz birkaç ana konumuz bulunuyor. Birincisi, beş yıl önce Cumhurbaşkanımızın söz verdiği yıpranma payının verilmesi, ikincisi ise 3600 ek göstergenin bir an önce hayata geçmesi ve sürüncemede kalmamasıdır. En önemlisi de ek ödemelerdeki adaletsizliğin ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Ayrıca Sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda çalışması konusunda sorunların çözülmesi ve atanmayı bekleyen sağlık personeli probleminin çözülmesini talep ediyoruz.

http://www.bursa5n1k.com/haber/roportaj/saglik-calisanlari-yipranma-payini-bekliyor/8983.html


  • PAYLAŞ :
  • memursen logo
  • sagliksen logo
  • sağlık bakanlığı logo
  • aile ve sosyasl politikalar bakanlığı logo
  • calışma ve sosyal güvenlik bakanlığı logo